Makale

Nasıl Bir Erken Müdahale? Transaksiyonel Müdahale Modeli

Nasıl Bir Erken Müdahale? Transaksiyonel Müdahale Modeli

Nasıl Bir Müdahale?

Bir önceki yazımızda farklı müdahale modellerinin olduğundan bahsetmiştik ve Gelişim Sistemleri Modeli'ni özetlemiştik. Erken müdahale hizmetlerinde var olan durumun değerlendirilmesinde sık kullanılan ve problem belirlenmesinde işe yarayan diğer bir modelden, Transaksiyonel Müdahale Modeli'nden bahsetmek istiyoruz.  

Transaksiyonel Müdahale Modeli

Transaksiyonel müdahale modeli, gelişimi çocuğun ailesiyle ve çevresindeki diğer bireylerle oluşan sosyal bağlamda devamlı süregelen dinamik etkileşimlerin bir sonucu olarak değerlendirmektedir (Sameroff ve Fiese, 2000). Bu nedenle transaksiyonel müdahale modelinde bireyin gelişimi için hem bireye hem de bireyin yaşadığı deneyimlere odaklanılmaktadır. Transaksiyonel müdahale modeli müdahalenin hedeflerinin ve bu doğrultuda kullanılabilecek stratejilerin belirlenmesi konusuda profesyonellere bir çerçeve sunmaktadır.

Erken müdahale kapsamında planlama yapılırken müdahalenin amaçlarının belirlenmesi için öncelikli olarak çocuğun ve ailenin taşıdığı riskli durumların belirlenmesi gerekmektedir. Riskli durumlar, çocuk ve çocuğun sosyal bağlamındaki etkileşimlerin kesintiye uğraması, etkileşimlerin çocuğun gelişimini desteklemeyecek özelliklerde olmasına neden olan durumların belirlenmesidir. Riskli durumlar ailenin özellikleri, kültürel yapısı, ekonomik kaynakları, eğitim durumu gibi nedenler olabileceği gibi çocuğun biyolojik temelli bir yetersizliğine de dayalı olabilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, ailenin ve çocuğun kendi özellikleri ve dinamikleri içerisinde değerlendirilmesi ve riskli durumların buna göre belirlenmesidir.

Bir aile dinamiği içerisinde boşanmış bir ebeveynle yaşamak riskli bir durum olabilecekken, başka bir ailede boşanmış bir ebeveynle yaşıyor olmak olumlu bir özellik olabilmektedir. Bu nedenle her bir aile ve çocuğu kendi biricikliği içerisinde değerlendirmek gerekmektedir (Sameroff ve Fiese, 2000). Örneğin, doğum sırasında çıkan komplikasyon nedeniyle annenin endişelenmesi ve bu endişenin sonucunda bağlanma sürecinde ortaya çıkan güçlükler nedeniyle zor mizaçlı olan çocuğundan kaçınması ve bunun sonucunda da yetersiz etkileşimler sonucunda çocuğun gecikmiş konuşma riski taşıması olasıdır. Riskli durumların belirlenmesi kadar önemli olan bir diğer konu ise ailenin güçlü ya da güçlendirilebilecek özelliklerinin belirlenmesidir. Bu bakımdan ailenin sosyal ve ekonomik kaynaklarının neler olabileceğinin incelenmesi gerekmektedir. Örneğin, aileye yakın oturan akrabaların varlığı müdahale sürecinde kullanılabilecek güçlü yönlerden biri olarak belirlenebilir.

Transaksiyonel müdahale modelinde üç temel teknik kullanılmaktadır. Bunlar (1) iyileştirme (remediation), (2) yeniden tanımlama (redefinition), (3) yeniden eğitme (reeducate) olarak sıralanabilir.

İyileştirme tekniği, çocuğa yapılan müdahale ile ebeveynlerin de değişmesini hedeflemektedir. Bu bakımdan karşılıklı etkileşimde ortaya çıkan sorunda aile ya da kültürel özelliklere odaklanılmaz. Çocuğun özelliklerine ve davranışlarına odaklanılmaktadır. Bu bakımdan iyileştirme tekniğinde profesyonel sadece çocukla çalışmaktadır. Çocuğun etkileşimin doğasına etki eden olumsuz koşulları iyileştirildiğinde, doğal olarak ailenin ve çevrenin de etkileşime vereceği tepkinin değişmesi hedeflenmektedir. Örneğin düşük doğum ağırlığı ile doğan çocuklara dokunma müdahalesi uygulandığında, dokunma müdahalesi uygulanmayan çocuklara göre aileleriyle daha olumlu etkileşimler oluşturabildikleri görülmüştür (Sameroff ve Fiese, 2000). İyileştirme tekniği ile amaç çocuğun koşullarında sağlanan değişimin sonucunda çocuğun daha yanıtlayıcı hale gelmesinin sağlanmasıdır. Ancak bazı durumlarda iyileştirme tekniği tek başına yeterli olamayabilmektedir. Ailenin ve kültürel özelliklerin etkileşimin olumsuz gelişmesine neden olduğu durumlarda yeniden tanımlama tekniğinin kullanılması gerekmektedir.

Yeniden tanımlama tekniği; ebeveynler çocuklarının anormal olarak tanımladıklarında ve çocuklarına bakım hizmeti vermek istemediklerinde kullanılmaktadır. Çocuğun sahip olduğu özelliklere ebeveynlerin uyum sağlayamaması, çocuklarının beklentilerini karşılamaması ve bu durumla baş edememeleri durumunda yeniden tanımlama tekniği kullanılmaktadır. Yeniden tanımlama tekniği kullanılırken amaç çocuğun bakımının aile tarafından normalleşmesinin sağlanması ve çocuklarının özel bakım ihtiyaçlarına sahip olduğu endişesinin azaltılmasıdır. Ailelerin çocuklarının yetersizliğine odaklanmalarından ziyade öncelikle “çocuk” olduğunu keşfetmeleri hedeflenmektedir. Yeniden tanımlama müdahalesi ile ebeveynlerin çocuklarına ilişkin bakış açılarını olumluya çevirmek hedeflenmektedir. Bu sayede ebeveynlerin çocuklarını kabul etmeleri ve olumlu etkileşimler kurmaları sağlanabilmektedir.

Yeniden eğitme tekniği, ebeveynlere çocuklarını nasıl büyüteceklerinin öğretilmesidir. Bu teknik özellikle çevresel koşullar nedeniyle risk altında olan çocukların gelişiminin desteklenmesi amacıyla kullanılmaktadır. Bu amaçla ailelere ev ziyaretleri yapılması, çocukları ile oyun oynama, çocuklarına bakım sağlama konusunda eğitim verilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak çevresel koşullar yeniden eğitme tekniği kullanılarak düzenlendiğinde risk faktörü ortadan kaldırılmış olacaktır